MAKALELER
Aile Mahkemelerinin Sayısı Arttırılmalıdır
Avukat Hande BURMA
29 Ekim 2018 Pazartesi

Aile Mahkemeleri, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine göre Kanun uyarınca,

1-    4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun İkinci Kitabı Aile Hukuku’nun Evlilik Hukuku ve Hısımlık kısımlarına

2-    4722 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’da öngörülen aile hukukundan kaynaklı işlere

3-    2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi işlerine

4-    6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesi hakkında Kanunda düzenlenen işlere

ilişkin yargılamalara bakmaktadır.

 

Her ne kadar 4 başlık gibi görünse de, her birinin içinde ayrı ayrı yüzlerce, onlarca alt başlık olması, örneğin sadece Türk Medeni Kanunu’nda mahkemenin uygulaması gereken madde sayısının İkinci kitabın 118 – 395. Maddeleri ile sınırlı olarak alsak dahi 177 madde olduğu, 6284 sayılı Kanunla ilgili olarak ivedi ve etkili önlemler alması gerektiği, toplumun temel taşı ailenin, toplumun geleceği çocuklarımızın ve genel toplum sağlığının korunması için usul ekonomisi gereği en ucuz, en hızlı ve en etkili şekilde yargılama yapması gerektiği açıktır.

 

Ancak, uygulamada gerek HMK, gerek adalet sistemimizin işleyişi Aile Mahkemelerinin işini zorlaştırmakta, bu da topluma yansımaktadır. Dava tarihinden ortalama 9 ay sonra yapılabilen öninceleme duruşmasına kadar, SED raporlarının gelmemiş olması, çoğunlukla dosyaların bu süreçte kalem memurlarının takibinde olması nedeniyle hakimin taraflar hakkında kanaat sahibi olamaması ve bu nedenle ivedi taleplerin genellikle ön inceleme duruşmasında değerlendirilmesi çiftleri, korunmaya değer çocuklarımızı ve kadınları olumsuz etkilemektedir.

 

Bu haliyle aile mahkemelerine, aile hukuku konusunda yüksek lisans yapmış uzman hakimlerin atanması, başka ifade ile Aile Mahkemelerinin özel/uzman mahkemelerden olması ve ilgilendiği alanın hassasiyeti uygulamada yargılama işlemlerinin daha ivedi ve daha sağlıklı yapılmasını gerektirmektedir. Çözüme aile mahkemelerinin sayısının arttırılması ve devamla aile mahkemesi kurulmuş olan yerlerde de dosya sayısı ve iş yoğunluğu esas alınarak daire sayısının arttırılması ile başlanmalıdır. Bunu, kadın ve aile alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ve  baroların da etkin katılımının sağlandığı bir çalışma ile aile mahkemelerindeki yargılamaların hızlandırılması ve kalitenin arttırılmasına yönelik çeşitli çalışmalar ve yasa değişiklikleri takip etmelidir. Usul kurallarının katı yorumlanması nedeniyle boşanma hükmünün kesinleşememesi, tarafların öninceleme duruşmasına usulüne uygun davet edilmemiş olması nedeniyle boşanma hükmünün kaldırılması, dilekçeler teatisi tamamlanmadan çoğunlukla geçici velayet veya nafaka konusunda karar verilmemesi, 6284 sayılı Kanun gereği verilecek kararların değişik iş olması ve hakimin iş yoğunluğu gerekçesi ile kararların çoğunlukla kalem personeli tarafından kopyala yapıştır usulü ile, dosyanın somut durumu değerlendirilmeksizin ve özgü yöntemler uygulanmaksızın birbiriyle aynı kararlar verilmesi, özellikle müşterek çocuğun sağlık, eğitim ve ihtiyaçlarına ilişkin sorun belirleme ve önlemler almaya ilişkin geç kalınması hususları değerlendirildiğinde uygulamada yaşanan sorunların taraflar arasında yeni belirsizliklere ve yeni sorunlara yol açtığı açıktır.

 

Üzerinde durulması gereken bir başka husus da, 6284 sayılı Kanun uyarınca verilen koruyucu veya önleyici tedbir kararlarına karşı yapılacak itirazların Asliye Mahkemesi’nce değerlendirilmesidir. 6284 sayılı kanun, mağdurun beyanı ile her türlü tedbir kararının alınabileceği, bu anlamda Aile Hukuku alanında özel bilgi ve çalışma gerektirdiğinden Aile Mahkemesinin uygulama alanına giren bir kanun olup, mahkemenin ve konunun teknik uzmanlık gerektirmesi nedeniyle itiraz merciinin de Aile Mahkemeleri olması gerektiği açıktır. Bu anlamda, 6284 sayılı Kanun m 9’un, “karara karşı itiraz üzerine dosyanın, o yerde birden çok Aile Mahkemesi olması halinde numara olarak takip eden Aile Mahkemesine, tek daireli olması halinde en yakın Aile Mahkemesi’ne gönderilmesi” şeklinde değiştirilmesi gerekmektedir. Aksi halde, yazılı yargılama usulüne göre, dosyaya sunulan delillerle karar vermeye alışkın Asliye Hukuk Hakimlerinin itiraz üzerine “dosyada delil bulunmadığı” gerekçesi ile tedbir kararlarını “kesin” olarak kaldırması sıklıkla görülecek ve 6284 sayılı Kanundaki tedbirlerin uygulama süresi belki de itiraz süresinin sona ereceği 15 günlük süre ile sınırlı kalabilecektir. İtirazı inceleyen merciin Aile Mahkemesi olması halinde, uzmanlığı gereği, kanunun getiriliş amacına uygun bakış açısıyla karar verilebilecek, bu da özellikle 6284’ün daha etkin uygulanmasını sağlayacaktır.

 

Bu anlamda, aile mahkemelerinin sayılarının arttırılmasının, ailenin toplumumuzdaki önemi ve aile içinde yaşanan sorunların ivedi ve etkili çözümünde önemli bir rol oynayacağı açıktır.

 

Avukat Hande BURMA

YORUMLAR
Eklenmiş yorum bulunmamaktadır.
Ad Soyad:
E-posta:
Yorumunuz:
 
E-Posta adresimi gizle